Hz. Mehdi (a.s.)’nin iki yeni alameti daha gerçekleşti: Vatikan’daki deprem ve Lulin kuyruklu yıldızı

Tüm ahir zaman Müslümanları Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’in hadislerinde müjdelediği Hz. Mehdi (a.s.)’yi büyük bir muhabbet ve özlemle beklemektedirler. Bu müjdeli bekleyiş sırasında Müslümanları daha da şevklendiren ise Sevgili Peygamber Efendimiz (sav)’in 1400 yıl önce Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgili bildirdiği alametlerin tek tek  tahakkuk etmesidir. İçinde bulunduğumuz dönemde Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgili alametler gerçekleştikçe hadisler daha iyi anlaşılmakta ve bu, tüm Müslümanları Hz. Mehdi (a.s.) hakkında daha fazla bilgi edinme konusunda teşvik etmektedir.

Hadis kaynaklarında Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgili bilgi veren ve sayısı yüzlerle ifade edilen hadisler, ittifakla günümüz olaylarına işaret etmektedir. İstisnasız olarak hadislerin tamamı ele alınıp incelediğinde ortaya çıkan sonuç şudur: Bu denli fazla sayıda olmasına rağmen, ahir zaman hadislerinin bugün tamamının doğru çıkması, asırlar önce bildirilen olayların tam tarif edilen şekilde günümüzde gerçekleşmesi ve birbiri ile çelişmemesi büyük bir mucizedir. Üstelik bu hadisler yeni fark edilmiş de değildir. 1400 yıldan beri en muteber İslami kaynaklarda yer almakta ve her isteyen tarafından alınıp okunabilmektedir. Bunlar içerisinde önceleri anlaşılamayan pek çok hadisin yorumu, hadislerde işaret edilen olayların ortaya çıkmasıyla netleşmiştir. Geçtiğimiz aylar içerisinde Vatikan’da yaşanan deprem ve Lulin kuyruklu yıldızının çıkışı hakkındaki hadisler de buna birer örnektir.

HZ. MEHDİ (A.S.) ROMA’YI FETHEDECEKTİR, VATİKAN’DA BÜYÜK BİR DEPREM OLACAKTIR

“… Hz. Mehdi (a.s.) ve talebeleri … (Roma’yı) tesbih ve tekbirle feth edeceklerdir… O şehrin (VATİKAN’IN) surları bir bir yıkılacaktır…”
(Muhammed B. Resul El Hüseyin El Berzenci, Kıyamet Alametleri, sf. 204)

Dünya tarihi boyunca yeryüzünde meydana gelen depremler, çok sayıda kişinin ölümüne ve hesaplanamayacak boyutlarda maddi zarara yol açmıştır. 6 Nisan 2009 tarihinde İtalya’da meydana gelen deprem de bunlardan biridir. Ancak bu depremin diğer depremlerden farkı; 1400 yıl önce Peygamber Efendimiz (sav)’in Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgili bir hadisinde haber verilmiş olmasıdır. Bu deprem neticesinde hadiste haber verildiği gibi Vatikan’ın surlarında tahribat meydana gelmiş, Roma’da birçok bina yerle bir olmuştur. Böylece bu hadisin 6 Nisan 2009 tarihinde İtalya’da yaşanan depreme işaret ettiği, bu olay gerçekleştikten sonra anlaşılmıştır. (Doğrusunu Allah bilir.)

Roma Depremi Hakkında…

Roma’daki depremin merkez üssünün Paganica yerleşim yerinde bulunan Katolik bir manastırın 10 kilometre altı olduğu tespit edildi.

6.3 büyüklüğündeki depremde tespit edilebilen son rakamlara göre yaklaşık 300 kişi öldü, 100’ü ağır 1500 kişi yaralandı ve 50 bin kişi evsiz kaldı.

Bu depremin, son otuz yıldır İtalya’da yaşanan en büyük deprem olduğu kaydedildi.

6 Nisan gecesi Türkiye saati ile 04:30 civarında meydana gelen deprem, başkent Roma da dahil olmak üzere, İtalya’nın orta kesimlerinde çok şiddetli hissedildi.

Bölgede 7 Nisan tarihinde akşam saatlerinde meydana gelen 5,6 büyüklüğündeki artçı şokun ardından ise L’aquila’da bazı evlerle, binalar yıkılırken ölü sayısında da artış meydana geldi.

Hz. Mehdi (a.s.)’nin Çıkış Alametlerinden “Depremlerin Çoğalması”
“DEPREMLER ÇOĞALMADIKÇA, fitneler zahir olmadıkça, cinayetler çoğalmadıkça kıyamet kopmaz.”   (Kıyamet Alametleri, s. 109)
Peygamberimiz (sav) yukarıdaki hadisinde “depremlerin çoğalmasını” ahir zamanda Hazreti Mehdi (a.s.)’nin çıkış zamanında meydana gelecek alametlerden biri olarak ifade etmiştir. Gerçekten de 20. ve 21. yüzyıl on binlerce kişinin hayatını kaybettiği depremlerle tarihe geçmiştir. Kobe’deki şiddetli deprem, Türkiye’de, Tayvan’da, Yunanistan’da ve Meksika’da birbiri ardınca meydana gelen depremler, 2008 yılında Siçuan’da 70.000 kişinin öldüğü deprem ve son olarak Roma’da meydana gelen depremler ahir zamana bakan çok önemli işaretler içermektedir.
“Ümmetimde ZELZELELER olur. Öyle ki, BU ZELZELELERDE ON BİN, YİRMİ BİN, OTUZ BİN KİŞİ ÖLÜR. Allah, bu ölümü muttakilere öğüt, müminlere rahmet, kafirlere ise azap kılar.” (İbni Asakır, Geleceğin Tarihi 1, Orhan Baytan, Mevsim Yayıncılık, sf.81)
BARINACAK EVLER, sizi taşıyacak hayvanlar bulamayacağınız zaman yaklaşmıştır. ÇÜNKÜ EVLERİNİZİ DEPREMLER YIKACAK, hayvanlarınızı yıldırımlar yakıp kömüre çevirecektir.” (Nuaym bin Hammad, Geleceğin Tarihi 1, sf. 82)

İmam Rabbani Tarafından Bildirilen Hz. Mehdi (a.s.)’nin Çıkış Alameti:

BOYNUZU ANDIRAN İKİ UÇLU YILDIZIN ÇIKIŞI

Mükerrer olarak, ŞARK CANİBİNDEN DOĞAN AMUD-U NURANİDEN (nurlu sütundan) sormaktasınız.

Bilesin ki,
Ashabın verdiği habere göre, Resulullah Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur:

“Vaad edilen Mehdi’nin zuhur mukaddimeleri olan Abbasi Melik Horasan’a vardığı zaman, ŞARK TARAFINDA İKİ DİŞLİ (1) MÜNEVVER (2) BİR BOYNUZ (3) ÇIKAR.”

Bu rivayetin yapıldığı haşiyede yazıldığına göre, o sütunun iki başı vardı.

Bu sütunun ilk doğuşu, Nuh (as) kavminin helaki zamanında oldu. Aynı şey, İbrahim (as) peygamberi ateşe attıkları sırada dahi doğdu. Firavun’un ve kavminin zamanında dahi doğdu.

Bir de, Yahya (as) peygamberin katledildiği zaman doğdu.

Her kim onu görür, fitnelerin şerrinden Allah’a sığınsın.

Şark tarafında meydana çıkan o beyazlık; önceleri nurlu bir sütun halinde idi. Sonra, ona bir eğrilik geldi; boynuz şeklini aldı.

İhtimaldir ki, onun için:

-iki başlı, isminin verilmesi, şu itibara göre ola: Her iki tarafında da bir incelik olup dişe benzerler; bunun için, her iki tarafta baş itibar edilmiştir. Nitekim, bir süngünün de her iki tarafı incelik taşısa, onun için de:

-İki başlı, tabirini kullanır.

Kardeşim Şeyh Muhammed Tahir Bedahşi Confor’dan geldi. Şöyle anlatıyor:

-O sütunun üst tarafında da iki başı var; iki dişe benziyor. İkisi arasında da kısa bir ayrılık var.

Bu mânanın teşhisi sahrada hasıl oldu.

Aynı haberi, bir başka topluluk da verdi.

Halbuki bu doğuş, Mehdi (a.s.)’nin zuhuru zamanında olacak zuhur değildir. Zira, onun zuhuru, yüz başlarında olacaktır. Şu anda dahi, yüz başını, on sekiz sene geçmiş vaziyettedir.

Hadis-i şerifte, Mehdi (a.s.)’nin alâmetleri hakkında şöyle anlatılmıştır:

“ŞARK TARAFINDA BİR KUYRUKLU YILDIZ DOĞUP AYDINLIK VERECEKTİR.”

Bu yıldız dahi doğmuştur. Amma o mudur, yoksa onun bir benzeri midir?

Bu yıldıza:

-Kuyruklu yıldız, adının verilmesi, ihtimal ki, şu anlatmalara dayanıyor:

-Sabitlerin seyri, MAĞRİBDEN (BATIDAN) MEŞRİKADIR (DOĞUYADIR) (4)…

Bu yıldızın durumu da, onun seyrine göredir. Yani yüzü meşrik canibine doğru, arkası dahi, mağrib tarafınadır. Bu uzun beyazlık dahi, onun arka tarafındadır. Bu mana icabı olarak, ona:

-Kuyruk… isminin verilmesi yerindedir.

Onun her günkü irtifı (geçiş yönü) ise, meşrikten mağribedir. Ancak o, kısri (kendine has durumunda ağırlık taşıyan) seyri ile felek-i azamın seyrine bağlıdır.

Hakikat-i hali, en iyi bilen Sübhan Allah’tır. (İmam-ı Rabbani, Mektubat-ı Rabbani, 381. Mektup, s.1184)

Lulin Kuyruklu Yıldızının Özellikleri

Peygamber Efendimiz (sav)’in hadisinde ahir zamanda gelmesi beklenen Hz. Mehdi (a.s.)’nin çıkış alameti olarak belirttiği ve İmam-ı Rabbani’nin de detaylı olarak tefsir ettiği  “iki dişli münevver (aydınlatıcı) bir boynuz çıkar” ifadesi 24 Şubat 2009 yılında Dünya’ya en yakın noktadan geçen Lulin kuyruklu yıldızına işaret etmektedir. (Doğrusunu Allah bilir.) Hadisteki ifadelerin hepsinin Lulin kuyruklu yıldızının özellikleriyle birebir uyum içinde olması çok büyük bir mucizedir ve Hz. Mehdi (a.s.)’nin gelişini bekleyen bütün müminler için de çok büyük bir müjdedir.

(1) … iki dişli…:
Lulin  kuyruklu yıldızının arka kısmındaki kuyruğun çatallı olması, hadisteki iki dişli ifadesiyle birebir bağdaşmaktadır.

(2) … münevver (aydınlatıcı)…:
Hadiste bahsi geçen münevver (aydınlatıcı) sıfatı, Lulin kuyruklu yıldızının Dünya’ya yaklaştıkça 6 yıldız parlaklığı kadar artan parlaklığına işaret etmektedir.

(3) … bir boynuz…:
Lulin kuyruklu yıldızını diğer kuyruklu yıldızlardan ayıran en önemli farklılığı, yıldızının çekirdeğinin arka kısımda yer alan kuyruğunun karşısında, çekirdeğin ön kısmında yani ilerleme yönünde de bir kuyruğunun bulunmasıdır. Lulin kuyruklu yıldızının çekilmiş fotoğraflarına bakıldığında da karşıt yöndeki iki kuyruğun şekil itibariyle bir boynuzu andırdığı ilk bakışta fark edilmektedir.

(4) … mağripten (batıdan) meşrikadır (doğuyadır)…:
Hadisin devamında yer alan “Sabitlerin seyri, mağribden (batıdan) meşrikadır (doğuyadır)…” ifadesi hadiste hareket eden bir cisme, bir kuyruklu yıldıza dikkat çekildiğini teyit eder mahiyettedir. Nitekim diğer gökcisimleri meşrikten (doğudan) mağribe (batıya) doğru saat yönünün aksi yönünde hareket ederken, Lulin kuyruklu yıldızının seyri saat yönünde yani mağripten (BATIDAN) meşrika (DOĞUYA)’dır. 

Başka hiçbir gök cisminde görülmeyen bu özelliğin Lulin kuyruklu yıldızında olması ve bunun yaklaşık 1400 sene önce Peygamber Efendimiz (sav) tarafından Hz. Mehdi (a.s.)’nin çıkışının habercisi olarak bildirilmiş olması şüphesiz ki çok büyük bir mucizedir.

Sayın Adnan Oktar’ın Ahir Zaman Alametlerinin Birbiri Ardınca Gerçekleşmesi Hakkındaki Görüşleri “Benim eserlerimde ve yazılarımda saydığım hadisler, tahakkuk edip sahih olarak ortaya çıkmış hadislerdir. Yani eğer hadis tahakkuk etmeseydi, sahih olduğu şüpheli olabilirdi ama olmuş, tahakkuk etmiş hadislerdir bunlar. Peygamber Efendimiz (sav) bunların, ahir zaman alametlerinin “Bir arada, tesbih taneleri gibi peş peşe” olacaklarını söylüyor. “Biri bitti denirken diğeri başlayacak” diyor, yani harikulade olaylar peş peşe olacak diyor. Dikkat ederseniz dünyada sürekli harikulade olaylar oluyor, ahir zaman alametleri de 20-30 yıl içerisinde peş peşe olmuş olaylardır.” (Sayın Adnan Oktar’ın The Muslim Observer (ABD) ile 23 Şubat 2009 tarihinde yaptığı röportajdan)

Hz. Mehdi (a.s.)’nin geliş alametlerinin arka arkaya belirli bir dönem içinde gerçekleşiyor olması, Müslümanların asırlardır gelişini bekledikleri bu mübarek şahsın ortaya çıkışının çok yaklaştığını göstermektedir. (Doğrusunu Allah bilir.)

Dünya ve Türk Basınında Lulin Kuyruklu Yıldızı

>> Lulin Kuyruklu Yıldızının Çift Kuyruğu

“Bu akşam dışarı çıkın ve Lulin kuyruklu yıldızına bakın. Karanlık bir yerden baktığınızda, tek ihtiyacınız iyi bir yıldız haritası olacaktır. Lulin kuyruklu yıldızı dün Dünya’ya en yakın noktasını geçti. Bu nedenle kuyruklu yıldız önümüzdeki birkaç gün içerisinde en parlak döneminde olacak. Şu anda kuyruklu yıldız Güneş’e göre yaklaşık 180 derece ters konumda ve bu yüzden de hemen hemen bütün gece görülebiliyor; ancak her gece gökyüzünde 10 dolunay kadar ilerliyormuş gibi görünüyor. İki gece önce New Mexico/ABD’den çekilen yukarıdaki resimde, kuyruklu yıldız olağanüstü bir biçimde görülüyor. Saçın merkezi, büyük bir ihtimalle yüksek sıcaklık nedeniyle ışık saçan siyanojen ve moleküler karbon gazlarının belirtisi olan oldukça yeşil bir renge bürünmüş. Görüntünün arka planında parlak yıldızlar ve uzaktaki sarmal bir gökada da açıkça seçilebiliyor. Güneş ışığını yansıtan toz kuyruğu, kuyruklu yıldızı takip eder biçimde saçın sol tarafına doğru yayılırken, mavimsi bir tonda ışıldayan desenli iyon kuyruğu ise saçın sağ tarafında, Güneş’in aksi yönünü işaret ederken görülüyor. Geçtiğimiz birkaç hafta içerisinde, Dünya’nın şu anda bulunduğu noktadan bakıldığında, bu iki (çift) kuyruk tam ters noktalara dönükmüş gibi görünmüştü. Lulin kuyruklu yıldızının önümüzdeki birkaç hafta içerisinde yavaşça soluklaşması bekleniyor.” (Richard Richins, New Mexico Eyalet Üniversitesi, 25 Şubat 2009 http://apod.nasa.gov/apod/ap090225.html) 

>> Yeşil Kuyruklu Yıldız Dünya’yı Teğet Geçti

Atmosferi Jüpiter büyüklüğünde olan yeşil kuyruklu yıldız ‘Lulin’ dün gece yörüngenin Dünya’ya en yakın olduğu mesafeden geçti. Hava şartlarının uygun olduğu yerlerde gözle görülebildi.
İki yıl önce keşfedilen ve geçtiğimiz günlerde ilk defa Güneş sistemine giren yeşil kuyruklu yıldız Lulin, dün gece Dünya’ya en yakın konuma ulaştı.

Lulin’in Dünya’ya en yakın olduğu mesafe 61 milyon 155 bin 72 kilometre oldu. Kıyaslamak gerekirse, Kızıl Gezegen Mars şimdiye kadar Dünya’ya 55 milyon 683 bin 302 kilometre yaklaşabilmişti. 
http://www.ntvmsnbc.com/id/24939808/

 

Günümüzden 1400 Yıl Sonrasını Tahmin Edebilir misiniz?

Ahir zamana dair günümüze kadar ulaşmış olan hadislerin önemini ve alametlerin küçük veya büyük olarak değerlendirilmeden bir bütün olarak görülmesi gerektiğini anlamak için birkaç sorunun cevabını düşünmek yeterlidir.

Örneğin elinizde hiçbir teknik imkan olmadan 100 yıl sonra dünyada olacak olayları ana hatlarıyla da olsa tahmin edebilir misiniz? Ya da 1900’lü yılların başında yaşadığınızı düşünelim. Yalnızca 100 sene sonrası için, tahminler yapmanız istense hiç yanlış çıkmayacak şekilde, günümüzde yaşanacak önemli olayları, insanların ahlaki durumlarının nasıl olacağını, depremlerin yoğunluğunu veya çıkacak savaşları tahmin edebilir miydiniz? Elbette ki hayır…

Veya bir şehirden diğer bir şehre gidişin günlerce sürebildiği, haberleşmenin oldukça zor ve yavaş olduğu, teknik imkansızlıklar dolayısıyla binaların ancak bir iki katlı olarak inşa edilebildiği 7. yüzyılda yaşadığınızı hayal edin. Sizden 1400 yıl sonrasında bu koşullarda ne gibi değişiklikler olabileceğini tahmin etmeniz istendiğini varsayalım. Neler söyleyebilirdiniz? Araba, uçak gibi ulaşım araçları, 100-150 katlı gökdelenler, cep telefonları, televizyon, radyo gibi bugünün dünyasına özgü teknolojik gelişmelerden herhangi biri aklınızın ucundan geçebilir miydi?

Peki günümüzden 1400 yıl sonrasında yani tam 3409 yılında, örneğin binaların ne şekilde inşa edileceğini, toplumların ahlaki durumlarının nasıl olacağını veya dünyada ciddi bir kıtlık veya hastalık olup olmayacağını söyleyebilir misiniz?

Tek bir konunun bile, değil 1400 yıl; 140 yıl hatta 14 yıl sonra nasıl bir gelişme göstereceğini bilmek son derece zor iken, çok çeşitli konularda 3000’li yıllardaki duruma aynen uyacak biçimde öngörülerde bulunulsa, sizce gerçekleşecek olan bu olaylar küçük birer alamet olarak nitelendirilebilir mi? Şüphesiz tüm bu soruların cevabı ‘hayır’dır.  Bütün bu gerçekler de göstermektedir ki; bundan 14 asır önce, yaşamakta olduğumuz ahir zamana dair hadislerdeki bilgilerin her biri, büyük birer alamettir ve bu alametler arasında küçük büyük ayrımı yapmak da mümkün değildir.

Bu durum Peygamber Efendimiz (sav)’in ne kadar mübarek bir insan olduğunu göstermesi bakımından da önemlidir.

SONUÇ:

Hz. Mehdi (a.s.)’nin Çıkış Alametlerinin Arka Arkaya Meydana Gelmesi de Bir Alamettir

Kuşkusuz Lulin yıldızı ve Vatikan’da yaşanan deprem, Peygamber Efendimiz (sav)’in haber verdiği ve tahakkuk eden yüzlerce alametten yalnızca iki örnektir. Ancak bu alametlerin dikkat çekici yönü, çok kısa bir süre içinde arka arkaya meydana gelmeleridir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) hadislerinde bunu da haber vermiş, alametlerin birbiri ardınca “tesbih taneleri” gibi meydana geleceğini ifade etmiştir. Bu hadislerden bazıları şunlardır:

Ben Ebu Abdullah Hüseyin bin Ali’ye dedim ki, “Bu işin önünde alametler var mıdır?” -ki Mehdi (a.s.)’nin zuhurunu kast ediyor- Dedi ki, “Evet.” Dedim, “Nedir onlar?” Dedi ki, “Beni Abbas’ın helakı, Süfyani’nin ortaya çıkması, Beyda’da batma.” Ben yine, “Bu işin uzamasından korkuyorum” dedim. Dedi ki, “Bu iş tesbih taneleri gibi arka arkaya meydana gelir.”  (Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti’nin Tasnifinden Hadisler Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Kahraman Neşriyat, sf. 34)

“Kıyamet alametleri birbirini takiben meydana gelir. Bir dizideki boncukların art arda kopması gibi.” (Ramuz-El Ehadis, 277/6; Camiü’s-Sagir, 3/167)

On dört asır öncesinden bildirilen alametlerin çıkışı, inananların Allah’a olan iman ve bağlılıklarını artıran son derece büyük olaylardır. Bu kadar işaretin bir arada ve çok kısa bir zaman dilimi içinde art arda gerçekleşmiş olması Allah’ın inanan kullarına birer müjdesidir.

Bu gelişmeler ahir zamanın ilk döneminde yaşanan her türlü sıkıntının yerini bolluk, bereket ve adaletin alacağı, ahlaksızlıkların ve dejenerasyonun her türlüsünün ortadan kalkacağı bir dönemin müjdesidir. Bu dönem, tüm inanan insanların asırlardır özlemini duydukları, Hz. İsa (a.s.)’nın yeniden dünyaya gelişi ve Hz. Mehdi (a.s.)’nin ortaya çıkışıyla İslam ahlakının tüm dünyaya hakim olacağı kutlu bir dönemdir. Bu nedenle ahir zamana ait her alamet üzerinde detaylıca düşünmek ve günümüz dünyasındaki karşılıklarını görmek, inançlı insanlarca beklenen kutlu dönemin yakın olduğunu göstermesi bakımından son derece şevklendirici ve müjde vericidir. Bir ayette bu müjde şöyle haber verilmiştir:

“Elçilerini hidayet ve hak din üzere gönderen O’dur. Öyle ki onu (hak din olan İslam’ı) bütün dinlere karşı üstün kılacaktır; müşrikler hoş görmese bile.” (Saff Suresi, 9)

“Kıyamet alametleri birbirini takiben meydana gelir. Bir dizideki boncukların art arda kopması gibi.” (Ramuz-El Ehadis, 277/6; Camiü’s-Sagir, 3/167)

On dört asır öncesinden bildirilen alametlerin çıkışı, inananların Allah’a olan iman ve bağlılıklarını artıran son derece büyük olaylardır. Bu kadar işaretin bir arada ve çok kısa bir zaman dilimi içinde art arda gerçekleşmiş olması Allah’ın inanan kullarına birer müjdesidir.

Bu gelişmeler ahir zamanın ilk döneminde yaşanan her türlü sıkıntının yerini bolluk, bereket ve adaletin alacağı, ahlaksızlıkların ve dejenerasyonun her türlüsünün ortadan kalkacağı bir dönemin müjdesidir. Bu dönem, tüm inanan insanların asırlardır özlemini duydukları, Hz. İsa (a.s.)’nın yeniden dünyaya gelişi ve Hz. Mehdi (a.s.)’nin ortaya çıkışıyla İslam ahlakının tüm dünyaya hakim olacağı kutlu bir dönemdir. Bu nedenle ahir zamana ait her alamet üzerinde detaylıca düşünmek ve günümüz dünyasındaki karşılıklarını görmek, inançlı insanlarca beklenen kutlu dönemin yakın olduğunu göstermesi bakımından son derece şevklendirici ve müjde vericidir. Bir ayette bu müjde şöyle haber verilmiştir:

“Elçilerini hidayet ve hak din üzere gönderen O’dur. Öyle ki onu (hak din olan İslam’ı) bütün dinlere karşı üstün kılacaktır; müşrikler hoş görmese bile.” (Saff Suresi, 9)

Sayın Adnan Oktar’ın Vatikan Depremi ve Lulin Kuyruklu Yıldızı Hakkındaki Görüşleri

Sunucu: Kıyamet alametlerine günümüzden örnek olarak gösterebileceğimiz neler var?

Adnan Oktar: Mesela şu son Roma’da olan deprem, hadiste belirtilmiş bir olaydır. Aynısıyla çıktı. Hz. Mehdi (a.s.) devrinde Roma yani Hiraklin şehrinin surlarının yıkılacağı, bir olay olacağı, yani deprem olacağı belirtilmiş Hz. Mehdi (a.s.) devrinde. Mesela son olaydır bu. En son bu da oldu. Hatta Roma diyor. Bakın olay da Roma’da olmuştur. Surları olması, mesela Roma’nın oradaki binalar, oradaki herşey. Surların yıkılacağının söylenmesi bir harikadır, bir mucizedir. Mesela son yine kuyruklu yıldızın çıkışı… İki uçlu kuyruklu yıldızın çıkışı, hilal biçiminde bir kuyruklu yıldız çıkacağını söylüyor Peygamber Efendimiz (sav). Bu son derece harika bir yıldızdır. Çünkü batıdan doğuya gidiyor, doğudan batıya doğru giden kuyruklu yıldızlar gibi değil. Bir tek buna mahsus batıdan doğuya gitmek ve çift kuyruk olması. Yani hem ön kısmında hem arka kısmında çift kuyruğu var ve altı misli parlak, münevver bir yıldız diyor zaten Peygamberimiz (sav). Yani aşırı parlak olması, batıdan doğuya gitmesi ve iki uçlu olması. Ve bu kuyruklu yıldız çıkmadan önce, birkaç yıl önce yağmurlar kesilecek diyor aynısı olmuştur. Çünkü 2009’da çıktı. 2009’da, 2008’de, 2007’de yağmurlar kesildi, herkes biliyor bunu. Ve bu kuyruklu yıldız çıktığı zaman çok fazla yağmur yağacak, insanlar yağmurun yağmasından bu sefer bizar (bıkkın) olacaklardır diyor yani yağmur fazlalığından. Halk şimdi yağmurun kesilmesi için duaya çıktı birçok yerde. Bu kadar detaylı ve kapsamlı anlatmıştır Peygamber Efendimiz (sav). Ben daha geçen de söyledim, yani daha önce de söyledim, sürekli söylüyorum. Her gün, her hafta, her ay sürekli harika olaylar olacak dedim. Ve bu olaylar şaşırtıcı olacak dedim. Aynen dediğim gibi Resullulah’ın belirttiği gibi olaylar gelişiyor. Mesela bu son olarak Roma’da olan deprem de aynısıyla hadiste belirtilmiştir. Bu da çok şaşırtıcıdır. (Sayın Adnan Oktar’ın Asu TV ile 6 Nisan 2009 tarihinde yaptığı röportajdan)

Sunucu:  Ahmet Hasan Beyefendi Adana’dan yine şöyle bir soru göndermiş. “İbni Mace’den Ebu Hureyre’den rivayet ettiği hadis-i şerifte Resul-u Ekrem Efendimiz dünyanın ömründen hiçbir zaman kalmayıp ancak tek bir gün kalsa bile, o günde benim ailemden bir zatın, Mekke’deki Merve üzerinde yükselen Deylem dağına  yahutta Deylem eyaletine ve İstanbul’a ve Roma şehrine sahip olması için Aziz ve Celil olan Allah, muhakkak o günü uzatacaktır.” (“Ölüm – Kıyamet – Ahiret ve Ahir zaman Alametleri”, Bedir Yayınevi, s. 432-448) buyurmuştur. Hadiste belirtilen Roma şehrine sahip olması, acaba Vatikan’ın da İslam’ı kabul edeceği anlamına mı geliyor?

Adnan Oktar: Evet, “Roma Hiraklin şehri, tekbirlerle fetholur” diyor. Hatta o dönemde Roma’nın surlarının yıkılacağı yani orda bir deprem benzeri birşey olacağı belirtiliyor. Son deprem de buna işaret ediyor olabilir. (Sayın Adnan Oktar’ın Çay TV ile 8 Nisan 2009 tarihinde yaptığı röportajdan)